Hep dostluktan, dost olmaktan bahsederiz.Arkadaşlarımızla veya dostlarımızla biraraya geldiğimizde ne zaman dostluk üzerine bir sohbet başlasa, dostluğun bize göre olan özelliklerini sıralar,dostlarımızın bu özelliklere uymasını temenni ederiz.Bu özelliklere uymayan nice dostlarımızın üzerini bir kalemde çizdiğimizi anlatırız.Lakin hiç kendimize dönüp bakma zahmetine acaba kaçımız katlanırız.Karşımızdakinden bekletilerimizi dile getirirken,acaba kaçımız karşımızdakinin bizden beklentilerine cevap verdiğimizi hatırlarız.Dostluklar karşılıklı özveriler üzerine kurulur,karşımızdakinden ne bekliyorsak aynısını bizimde ona yapmamız gerektiğini unutarak yalnız kendi beklentilerimizi ön plana çıkarırsak dostluğun devam etmesini beklemek budalalıktan başka bir şey değildir.Eğer bu şekilde bir dostluğu yürütmeye çalışırsak ömür boyunca hayal kırıklıklarımızın sonunun gelmeyeceğini hiç bir zaman aklımızdan çıkarmayalım.Ve unutmayalım dostluk,kurulması en zor olan bir olgudur.Çünkü dostluk çıkar ilişkieri veya karşılıklı menfaatlar üzerine kurulamaz.Bu tür dostluklar bir tür şekilciliktir.Dostlukların kurulduğu ve krulması gereken en önemli yer gönüldür.Eğer dostluklar gönülde başlamıyorsa, o tür bir dostluk asla dostluk olamaz.Ve dost olunacak insanın iyi bir şekilde analiz edilmeside şarttır.Bu konuda değerli üstad H.Cengiz ALPAY şöyle diyor,

Şüphe ile karşıla, sözü insan olsada,
Vicdan gözüne bak sen, gözü insan olsada,
Birde İç alemine gir, gör hali nasıldır,
Ondan sonra karar, ver yüzü insan olsada….