Bunları Biliyormuydunuz

Jeolojik zamanlar

Türkiye’nin fiziki özelliklerini (dağ, ova, akarsu, göl, plato gibi) incelemeden önce jeolojik sürecin Türkiye’de nasıl yaşandığına bakılması gerekir.
1. Jeolojik zaman
İlk zamandan sonra en uzun süren bu jeolojik devirde oluşmuş araziler, sonraki jeolojik zmaanlardaki tektonik hareketler sonucu başkalaşmış ve sertleşmiş masif adı verilen kütleler oluşmuştur. Türkiye’de masif kütlelerin başlıcaları; Kırşehir, Bitlis, Saruhan, Devrekani, Yıldız Dğları ve Menteşe Dağları’dır.
Zonguldak ve çevresindeki taş kömürü yatakları da bu zamanda oluşmuştur.
2. Jeolojik zaman
YOğun tortullaşmanın gerçekleştiği bu durgun dönemde Türkiye’yi şekillendirecek tortullar Tethys Denizi’nde birikmişti.r
3. Jeolojik zaman
Tersiyer olarak da adlandırılan 3. Jeolojik Zamanda;
1. Alp – Himalaya Kıvrım Kuşağı ve bu kuşağın üzerinde yer alan Kuzey Anadolu ve Toros Dağları oluşmuştur.
2. Linyit, petrol, tuz ve bor yatakları oluşmuştur.
3. İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yoğun volkanik faaliyetler meydana gelmiştir.
4. Tersiyer ortalarından itibaren Türkiye önemli ölçüde peneplenleşmiştir.
5. Zamanın sonuna doğru Türkiye toptan yükselmeye başlamıştır.
4. Jeolojik zaman
Kuaternet olarak adlandırılan 4. Jeolojik zaman buzul ve buzul sonrası devirlerine ayrılmaktadır.
1. Zamanın başlarında Türkiye’nin toptan yükselmesi devam etmiştir. Bunun sonucunda yüksek düzlükler meydana gelmiştir.
2. Eski akarsu vadileri olan İstanbul ve Çanakkale boğazları oluşmuştur (Ria kıyılar).
3. Egeid karası çökmül ve Ege Denizi oluşmuştur.
4. Akdeniz’in suları ile Karadeniz suları birleşmiştir.
5. Kıbrıs Adası, İskenderun Körfezinden ayrılmıştır.
6. İnsan ortaya çıkmış ve ilk medeniyetler oluşmaya başlamıştır. Türkiye’nin günümüzdeki şeklini aldığı dönemdir.

Kaynak: http://jeolojikzamanlar.nedir.com/#ixzz3Nl1w8XD1

Sağlıklı ve Parlak Gözler

goz-cevresi-cilt-bakimiHer hanımın gözlerinde olmasını istediği özellik sağlık ve parlaklıktır. Peki bu güzellikleri yakalamamız için neler yapmamız gerekiyor. Bu yazımızda parlak ve etkili bakışlara sahip olmak için basit bir kaç tüyodan bahseceğiz. İlk olarak temizlik diyoruz ve maddelerimize geciyoruz.
Gece yatarken göz makyajı iyice temizlenmelidir. Eğer bu işlem yapılmazsa, kirpikler rimelli ve sert olacağından, yastığa değdiğinde kırılabilir. Ve gece boyunca boyalar göz çevresine yayılarak, ileride göz kırışıklığına zemin oluşturur.
Ayrıca düzenli aralıklarla göz banyosu yapmak gereklidir. Bu şekilde göz içindeki tozlar ve rahatsız edici maddelerden temizlenmiş olur.
Kontakt lens kullananlar ve gözleri hassas ve kuru olanlar için, yağ içermeyen ürünler önerilir. Göz sabah akşam mutlaka temizlenmelidir. Gün boyu oluşan çizgileri önlemek için, kremin içindeki madde, kaslara esneklik vererek kırılmaları önler. Çünkü her kırılma, kırışıklık nedenidir. Kuru dal çabucak kırılırken, esnek dal kolay kolay kırılmaz. Bu nedenle esneklik sağlayan ürünler kullanılmalıdır.
Gülmek sağlıklıdır, ama yoğun bir bakımı da gerektirir. Yağ ve nem yönünden zengin içerikli kremler bu durum için biçilmiş kaftandır.
Televizyon veya bilgisayar karşısında uzun süre oturanlar; gözlerini çok zorladıkları için canlandırıcı ve rahatlatıcı göz jellerini tercih etmelidir.
Menopoz döneminde yaşlanan ve hormonlardaki değişim nedeniyle hassaslaşan göz çevresine bu jeller önerilir. Ayrıca klimalı ortamlarda çalışanlar için de bu jeller etkilidir. (Özellikle de kuru göz sorununda).
Soğuk kış günlerinde koruyucu olması için gündüz yağ bazlı ürünler, gece ise rahatlatıcı ve canlandırıcı jel tipi ürünler önerilir.
Banyoda yıkanırken, başınıza yüzünüze ve gözlerinize sıcak su uygulamaları yapmaktan kaçının.
Yaratılış harikası olan bu uzvu korumak üzere göz kapaklarının altında ve üstünde yer alan kirpikleri¬mizin göz güzelliğindeki rolü de tartışılmaz bir gerçek. Koruma püskülleri olan kirpiklere, haftada bir badem yağı sürmek çok faydalıdır. Rimel sürmeden önce, kirpik güçlendirici kozmetik jelleri kullanmak son derece yararlıdır. Kaşlarımıza da bu bakımı yapabiliriz.
Buraya kadar olan bölümde daha ağırlıklı olarak göz bakımına yer verdik. Biraz do oluşacak göz hastalıklarına karşı alınması gereken bazı önlemlere değinmekte yarar olduğuna inanıyorum.
Güneşin gözlerimiz üzerine etkileri kısa ve uzun vadede olmak üzere ikiye ayrılır. UV ışınlarının, göz içi merceği ve retinada bazı tahribatlar yaptığı biliniyor. Güneş ışığıyla karşılaşıldığında, korneada akut yanıklar oluşabiliyor. Bu durumda kişinin gözünde, önemli ölçüde ağrı ve sulanma ortaya çıkıyor. Bunlar kısa süreli tedavi ile düzelebiliyor. Konjoktiva dediğimiz gözün beyaz kısmında, sarımtırak bir doku şeklinde yapılar oluşarak katarakt gelişimini hızlandırıyor.

Güzellik Önerileri

Göz altı morluklarına: incir kabuğunu göz altlarınıza koyun ve yarim saat bekletin ardından soğuk suyla yıkayın, etkisini fark ediceksiniz

Yüzdeki lekeleri gidermek icin: 1 yemek kaşığı yoğurt, 1 paket kabartma tozu karistirilip yüze sürülüyor ve ovarak çıkarılıyor.

IRIS BERBEN’IN SIRRI: Salatalığı püre haline getirdikten sonra biraz sütle karıştırıp bunu yüzünde 20 dakika bekletiyor

Marul bol su içerdiğinden vücuttaki toksinleri atıp temizliyor, zengin A vitamini sayesinde cilde pürüzsüzlük kazandırıyor. C vitamini ile de cildi güçlendirip olumsuz dış etkenlere karşı koruyor.

Yüzdeki çiller

Yüzdeki çilleri yok etmek için ne yapmak gerekir? Yüzdeki çilleri temizleme formülleri nelerdir? Yüzdeki çilleri yok etmek için bitkisel öneriler nelerdir?
İşte Yüzdeki çiller için beyaz barbunya
100 gram beyaz barbunyayı bir gece önceden ıslatıp, ertesi gün 1 litre suda kaynatın. Pişince süzüp ve elde ettiğiniz suyu en az 5 gün boyunca cildinize uygulayın.
Elde ettiğiniz bu sıvıyı dolapta muhafaza etmeyi de unutmayın.
Keten tohumunu kaynatın, suyu ile cildinize masaj yapın. Çiller ve lekeleriniz için de maske olarak uygulayın
Bir tutam maydanoz, yarım çay kaşığı tuz, yarım limon suyu, bir tatlı kaşığı bal ve sütü blender da karıştırın ve cildinize sürün. 30 dk bekletip ılık su ile cildinizi arındırın.

WordPress Nedir

Matt Mullenweg tarafından oluşturulmuş olan WordPress kullanımı kolay olan, geliştirilmeye müsait ve şık tasarımlara sahip bir içerik yönetim sistemidir. ‘WordPress nedir?’ sorusunun cevabı şöyle de verilebilir: Bütünüyle açık kaynak kodlu olarak yazılmış, blog mantığı çerçevesinde oluşturulmuş kapsamlı bir yazılımdır. Blog mantığından kastedilen WordPress’in tıpkı blog sitelerinde olduğu gibi kişisel sayfalar oluşturup duygu ve düşüncelerinizi bu sayfalar üzerinden internet kullanıcılarına ulaştırmanızı sağlayan bir yazılım olmasıdır. Fakat sistemin rahatlıkla kullanılabilen ve gelişmeye açık alt yapısı günümüzde WordPress’i ürün veya hizmet tanıtımı yapmak, kurumsal site ve hatta e-ticaret sitesi açmak için de kullanılan bir yazılım haline getirmiştir.

İnternet üzerindeki hazır blog sistemleri arasında en çok kullanılanlar Google firmasına ait Blogger ve WordPress’tir. Onlarca eklentisi, bileşeni ve teması olan WordPress içi bunlarla dekore edilecek boş bir oda gibi düşünülebilir. Bir web sitesi kurmak istiyorsanız öncelikle bir domain yani alan adı almanız, sonra da bir hosting firmasına başvurarak sitenizin barınacağı alanı kiralamanız gerekir. Bundan sonra sıra kuracağınız kişisel veya kurumsal site için bir yazılım ve tema ayarlamaya gelir. Bu noktada sosyal medya ile zenginleştirilmiş siteler kurmaya olanak tanıyan, gelişmiş ve halen de gelişmeye devam eden bir yazılım olan WordPress’e yönelmeniz tavsiye edilir. WordPress kurulumu tamamlandıktan sonra ‘sayfalar’ ve ‘yazılar’ bölümleri üzerinden yazı ve fotoğraflar ekleyerek bloğunuzu yaratmakta zorluk çekmeyeceksiniz, yazılımın arayüzünü kullanmak oldukça kolaydır. Bu konularda bilginiz yoksa bile ilgilenirseniz zaman içerisinde kodlarla oynayabilmeye, eklentilerin içinde değişiklikler yapabilmeye başlamanız da mümkündür.

Başlangıçta blog yazarları için düşünülmüş olan yazılım bugün teorik olarak her konseptteki web sitelerinin kurulabileceği bir hale gelmiştir, ancak bunu yapabilmek için kod ve tasarım hakkında biraz bilgi sahibi olmak gerekir. Birkaç sayfalık basit bir site düşünüyorsanız WordPress’e ihtiyacınız olmayabilir, az sayıda içeriği yönetmek daha basit yazılımlarla da mümkün olabilir. Fakat çok sayıda yazı, fotoğraf ve video eklemek; sayfa yapısını değiştirmek, bir şeyler yüklemek veya silmek söz konusu olacaksa WordPress kullanmalısınız. Paket içerisinde bulunan kodlar her ihtiyacınızı karşılamazsa ‘plugin’ denilen eklentilere başvurabilirsiniz.

Bu popüler yazılımın başarısı etkin kod yapısından, kullanıcıyı ön planda tutmasından ve çok sayıda geliştirici tarafından devamlı olarak desteklenmesinden kaynaklanmaktadır. Dünyanın değişik ülkelerindeki geliştiriciler tarafından sisteme yeni özellikler eklenmekte, yazılıma has iletişim ağı üzerinden sorulara cevap, sorunlara çözüm bulunabilmektedir.

Google Adsense nedir

Google AdSense web site yayıncılarının içerik sayfalarında konuyla ilgili
Google reklamları göstermesinin ve para kazanmasının hızlı ve kolay bir yoludur.

Reklamlar sitenizin içeriğiyle ilgili olacağından, içerik sayfalarınızı
geliştirmenin de bir yolunu bulmuş olacaksınız.
Web sitesi yayıncıları için Google arama sonuçlarına site kullanıcılarına
sunmak ve sonuç sayfalarında Google reklamları göstererek para kazanmak da bir
başka yoldur.

Arama için AdSense hakkında daha fazla bilgi alın.
Program ücretsizdir ve Google sitenizdeki veya arama sonuç sayfalarınızdaki
her geçerli tıklama için ödeme yapar. Programı hemen deneyebilirsiniz.
Program kurallarımıza
uygunsanız başvuru
formumuzu doldurarak içerik sayfaları için AdSense’i veya arama için
AdSense’i, ya da ikisini birden seçebilirsiniz.

Başvurunuz sonrasında hemAdSense hem de arama için AdSense için onay alırsınız, daha sonra sayfalarınızda
kullanacağınız kombinasyonu seçebilirsiniz.

Overclock

Öncelikle overclock, herhangi bir donanımı olduğundan daha hızlı çalıştırmaktır. Ben elimden geldiğince sistem overclock’u nasıl yapılır onu anlatacağım.

Bunun için iki farklı yöntem mevcut. İlk yöntem BIOS yardımı ile overclock ikincisi de Windows içinden bir yazılım sayesinde overclock. Windows tabanlı overclock’lar çok iyi neticeler vermediği için BIOS’tan yapılan overclock’u anlatmaya çalışacağım size…

Öncelikle CPU nasıl çalışır onu anlayalım. CPU, sistem veriyolu hızını belli bir çarpan ile çarpar ve kendi iç frekansını belirler. Mesela yeni nesil Pentium4 işlemciler bir saat döngüsünde 4 ayrı veri paketi taşıyabilen 200Mhz hızında bir sistem veriyoluna ( Front Side BUS = FSB) sahiptir. Örneğin 3000 Mhz hızındaki bir işlemci olan Pentium4 3.0C, 15 çarpanına sahip olup 15×200=3000Mhz hızında çalışır.

Overclock yaparken bu iki değerden; yani çarpan ve FSB hızından birini yükseltmek gerekir. Intel işlemcilerde çarpan değeri değiştirilemezken ( Çarpan kilidi ), AMD’nin bazı işlemcilerinde çarpan da değiştirilebilmektedir.

Çarpan ile ilgili fazla opsiyonumuz olmadığından FSB hızını arttırıp overclock nasıl yapılır onu anlatayım. Öncelikle overclock yaparken aceleci olmamak en önemli şey. Acele davranırsanız hem istediğinizi sonuca ulaşamazsınız hem de işlemcinize zarar verme olasılığınız artar. Bu yüzden önce azar azar FSB değerini arttırmanız gerekir. 5-10 Mhz’lik adımlarla yavaş yavaş işlemcinizin sınırlarını öğrenebilir ve en güvenli hızı siz kendiniz bulabilirsiniz. Unutmayın ki bir işlemci “En fazla kaça overclock olur?” ya da “xxx işlemcim var, kaç yapayim?” gibi sorular çok manasızdır, çünkü her işlemci aynı wafer’dan çıksa bile farklı karakteristiklere sahiptir ve farklı bir potansiyeli vardır. Bu yüzden kimse size işlemcinizin belli bir hızda güvenle çalışacağını önceden söyleyemez.

Gelelim voltaj arttırımı ile donanımdaki potansiyeli arttırmaya. İşlemci, RAM ve Kuzey köprüsü voltaj değerlerini arttırarak daha yüksek bir FSB değeri elde etmek mümkündür, ancak bu konu çok hassastır ve dikkatli olunmazsa yanık bir sisteme sahip olursunuz. ASLA VOLTAJ DEĞERLERİNİ YÜZDE 10-12’DEN FAZLA ARTTIRMAYIN. Bu sayede güvenli sınırlar içinde kalırsınız. Bu değerleri aşarsanız CPU ve RAM’deki transistörlerin zarar görmesine sebep olabilirsiniz ve donanımınız kullanılmaz duruma gelebilir.

FSB hızını arttırdığınızda aslında tüm sistemin veriyolu hızını arttırdığınızdan RAM, PCI ve AGP veriyolu hızlarınız da değişecektir. Bunun olmasını şu yönden istemeyiz: PCI ve AGP kartlar, yüksek veriyolu hızını sevmediklerinden AGP ve PCI hızını sabitleyerek daha yüksek hızlara çıkmak mümkündür. Çoğu modern P4 ve AthlonXP anakartında bu özellik mevcuttur ve AGP hızını 66 Mhz’de ve PCI hızını 33 Mhz’de sabitleyebilirsiniz. Böylece işlemcinizi daha yüksek noktalara taşıyabilirsiniz.

RAM hızının değişmesi aslında iyi bir özelliktir. FSB hızını arttırdığınızda doğal olarak teorik hafıza bant genişliği gereksinimiz de artacağından daha yüksek hızda veri akışı sistem performansını olumlu yönde etkileyecektir. Ancak RAM’lerin de bir sınırı vardır ve bazen bu sınır CPU’nun çıkabileceği sınırdan daha aşağıda olduğundan, yine bir darboğaz oluşturabilir.

RAM’lerde iç frekans FSB hızına bağlıdır. DDR ve SDR SDRAM modülleri FSB hızında çalışır. RDRAM ise FSB’nin iki katı hızda çalışmaktadır. Dolayısıyla FSB hızındaki artış RAM’e direkt olarak yansır.

RAMlerin iç gecikme değerleri vardır. Bunlar CL, CAS, CAS to RAS gibi isimlerle tabir edilir. RAM değerleri 2-2-2-5’te iken en az iç sinyal gecikmesine sahiptir. 4-4-4-8 gibi bir değerde ise en yüksek iç sinyal gecikmesi olur. Yalnız bu gecikme değerleri dış frekans ile doğru orantılıdır. Yani iç gecikme ne kadar yüksek olursa, ulaşılabilecek olan dış frekans da o kadar yüksek olacaktır. Yani RAM’lerinizin iç sinyal gecikme değerlerini yükselterek daha yüksek FSB hızlarında stabil çalışmasını sağlayabilirsiniz. Böylece daha dengeli bir overclock yaparsınız.

Eğer buna rağmen daha hızlı bir sisteme sahip olmak isterseniz, o zaman hafıza bant genişliğinden feragat ederek, CPU hızını daha da arttırabilirsiniz. RAM/FSB hızını 2/3’e ayarlayarak örneğin 300Mhz FSB’de RAM’lerinizin 200Mhz’de çalışmasını sağlayabilir, ya da 4/5 oranında tutarak örneğin 250Mhz FSB’de 200Mhz’de çalışmasını sağlayabilirsiniz. Böylece RAM’lerinize fazla yükelenmeden CPU hızını arttırmak mümkün olur. Ancak bazı sistemler asenkron FSB-RAM hızını sevmeyebilir ve kilitlenmelere yol açabilir.

Eğer 40. haftadan önce üretilmiş bir Barton çekirdekli Athlon XP işlemciniz varsa, çarpan değişimi ile de overlclock yapabilirsiniz. Böylece FSB hızı sabit kalır ve siz de tasasız olarak CPU hızını daha üst seviyelere getirebilirsiniz. Ayrıca iki değeri birden değiştirerek daha iyi bir overlclock da mümkündür. Örneğin çarpan değerini düşürüp, FSB hızını artırarak CPU’nuzu aynı hızda çalıştırabilirsiniz. Böylece, artan FSB değeri ve hafıza bant genişliği ile daha hızlı bir PC’ye sahip olursunuz. Bu tamamen sizin elinizde olan birşey.

Skystar2 Arızası ve Çözümü

Kartınız 15-20 kanal mı gösteriyor?
Diseqc Switch değişimi mi yapmıyor?
H yönündeki yayınları mı alamıyorsunuz?
Türksatta cnbc-e,Hotbirdde multivision grubunu izleyemiyor musunuz?
Bazı kanalları izliyorum bazılarını izleyemiyorum mu diyorsunuz?
x kanalı bazen açılıyo bazen açılmıyo diyenlerden misiniz?
Kafayı yemek üzere misiniz?

Çözüme giden 2 yol var…

1. Kart garantide ise servise göndermek.(bu arızayı genelde servis dışı tutup 25$ gibi bi ücret isterler.Ama denemeye değer bir yoldur.Tabi garanti varsa!)
2. Aşağıda göstereceklerim ve vereceğim bilgileri ya siz ya da işin ehli bir elektronikçiye yaptıracaksınız…Tabi bu uygulamanın bir riskide var.Yanlış bir durumda Power supply,Anakart ve ss2 zarar görebilir.Bu riski Göze alıyorsanız hemen başlayın…

Şimdi geçelim arızanın nasıl giderileceğine…

Yukarıdaki resimde görmüş olduğunuz kırmızı çerçeve içerisindeki malzeme bozuk…
Malzemenin adı bobin…(Kartın ısınmasıyla birlikte bobinde empedans değişikliği meydana gelir.Bu sebeptende bazen bazı kanalları gösterir bazı kanalları göstermez.Bu saçmalamaya bu empedans değişikliği sebep olur…)

Bobini bir şekilde yerinden çıkarın.
Dış kısmındaki kömürü kırın.Aman dikkat makarayı,yani bobini saracağımız karkası kırmayın…
Makaradaki teli sarım yönüne dikkat ederek sökün. Usta birisi sökerken kaç kat olduğunu ve sarım sayısını sayar.Biliyorum siz saymadınız.Ben size Söyleyeyim. 115 spir,8 kat. Telin toplam uzunluğu ise 233,5 cm..
Yerine aynı çapta ve aynı uzunlukta ve aynı özellikteki bir teli itina ile sarıyoruz.(Burası zor ve sıkıcı bir iştir )
Eveet Şimdi bobini sardık değil mi?
Yaklaşık olarak aşağıdaki resim gibi bişiy ortaya çıkmalı…(Sağdakine benzemeli…Soldaki orjinal ve arızalı olanıdır)

Çıktı mı?
Güzel…
Şimdi onu yerine bir şekilde takalım…
Kartıda aynı çıkardığımız slota takalım…
Bilgisayarımızı çalıştıralım..
Kullandığımız dvbplayer’ı açalım.Bize sorun yaşatan o kanalları açalım…
Çalışıyorsa sorun yok.

Google Earth 6.0.0.1735

Google Earth programı ile uydu üzerinden dünyayı inceleyebilir, büyük kentlerde evleri ve binaları dahi görebilir hatta çok meşhur dünya şehirlerinin içerisinde üç boyutlu binaların arasında dolaşabilirsiniz.

Google Earth ayrıca size banka, okul, hastane vb. ihtiyacınız olabilecek önemli tüm yerlerin konumlarını da gösterebiliyor, bununla birlikte mesafeler arasını hesaplayabiyor. Yeni versiyonuyla birlikte dünyanın her yerindeki tarihi görüntüler, denizcilik uzmanlarından alınan okyanus tabanı ve yüzeyi verileri, Ses kayıtlı basit tur imkanı da sunuyor.

Onlarca yıllık tarihi görüntülerle küresel değişiklikleri görün ve Okyanusun derinliklerine dalın. Dünya haritasından çok öte olan Google Earth ile dünya artık küçülecek…

Suç Atmak

Adem eline gecen ilk firsatta sucu Havva’ya attı. NANCY ASTOR